Sevdiginiz bir kitaptan...

Rubrik: Übersetzer-Café / Serbest Kürsü · 12 Beiträge ·

gezegennn

Tömer’de bir Türkçe kursu yapmış olan bir arkadaşım, öğretmeninin, Pamuk’un Türkçesinin kötü olduğunu söylediğini
anlattı. Sizce doğru mu? Ben Pamuk’un upuzun cümlelerinden hoşlanıyorum doğrusu...

Der Lehrer/Die Lehrerin hat Recht. Pamuk ist nur ein schlechter Türkischübersetzer, der von westlichen Sprachen ins Türkisch übersetzt. Ihre Wört über seine lange Sätze auch unterstüzt dies. Türkisch ist, im Unterschied zur westlichen Sprache, nicht geeignet für lange Sätze. Würden Sie mir glauben, wenn ich sage, dass Ihr Türkisch besser als sein Türkisch ist? Wenn nicht, dann Sie möchten die folgenden Zitaten aus "Kara Kitap" lesen wollen:

"...yıllardır buyruklarına uyduğum O'nunla ilk defa eşit olmuştuk." (Seite108)
"...bir zamanlar olduğu Galip adlı çoçuk." (Seite 385)
" Benim adreslerden hiçbiri var mı sizde?" (Seite 350 )
"...parke yollarda titreyen otobüslerle Bebek'e ya da Trabya'ya sandal gezintisine çıkarlardı." (Seite10 )
"...düdük almadan önce bütün bir kutuyu tek tek öttüren emekli albaylar görmüştü." (Seite 45)
" ince belli çay fincanı ", "pencerenin kulpu " und so weiter....

Antworten (11)

gezegennn

Hallo Eva,

Weil Nebensätze im Türkisch im Hauptsatz vorkommen, d.h., zwischen Subjekt und Prädikat, die eine volle Bedeutung herstellen. Je mehr Nebensätze im Hauptsatz vorkommen, desto später (daher schwerer) man dieser vollen Bedeutung erreicht. Dies scheint mir genauso wie, was Deutsch zwischen Hilfsverb und Partizip darstellt:

(Ein Beispiel aus meinem deutschen Buch)

"Wortarten im syntaktischen Sinne werden also gefunden durch den Stellenwert im Satz, durch die Substituierbarkeit in einem gegeneben Satzrahmen, durch das Vorkommen in einer bestimmten Umgebung, durch die syntaktische Funktion oder Position im Satz. "

während man normalerweise das Partizip "gefunden" am Ende des Satzes zu finden erwartet. Deutsch scheint, eigene (vielleicht stilistische) Lösung schon gefunden zu haben, aber Türkisch leider nicht. Aus diesem Grund ist ein Satz im Türkisch, die aus mehreren Nebensätzen und einigen Hauptsätzen besteht, schwer zu folgen und zu verstehen (und auch -ŵie du schon gesagt hast- zu bilden).

Grüsse,

Gezegen

P.S. Jene/r Lehrer/in bei Tömer bin ich nicht! :)

gezegennn

Als, zum Beispiel, 'Kara Kitap' erschien, hat ( hatte )Pamuk noch weder über das armenische( n ) Problem gesprochen noch den Nobelpreis gewonnen. Es gab damals ( auch ) aber Leute (Kritikeren wie sowie Leser), die seine Sprachsverwendung k K atastroph fanden. Es is daher keines neues Thema, dass er Türkisch nicht beherscht, und dies hat nichts, mit seiner politischen Meinung und/oder mit der Tatsache, dass er den Nobelpreis gewonnen hat, zu tun (zumindest bei manchen Leute wie ich).

Aber was noch wäre nat u ü rlicher als sich für Romanautor's Sprach zu interessieren?

eva.l

Özür dilemene gerek yok ama...

eva.l

Sağ ol, ama şu anda sadece Türkçe kitaplar okuyorum... :)

Ayten

Ya öylemi! Bende sadece almanca kitaplar okuyorum almancami gelistirmek icin. Bir yarari olup olmadigi konusunda pek emin degilim ama. Yinede okuyorum. 8-)

eva.l

Uzun vadede ikimizde de okumanın bir yararı olacaktır!

Ama ben aslında okuduklarımdan çok duyduklarımı belleyebilirim. Yine de okuyorum... :)-D

nilican

Konu kitaptan açılmışken, benim de çorbada biraz tuzun olsun istedim. Öncelikle tam bir kitap kurdu olduğumu belirtmek isterim:) Bugüne kadar gerek Almanca gerekse Türkçe bir çok kitap okudum. Severek okuduğum bazı kitapların isimlerini sizinle paylaşmak isterim.
1- İskender Pala: Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk (tarihi roman). Babil'den yola çıkarak, İstanbul'un fethine kadar uzanan bir hikaye.
2- Canan Tan: Piraye. Türkiye'de Doğu ve Batı kültürleri arasındaki farklılıklara değişik bir bakış açısıyla yaklaşan bir kitaptır.
Canan Tan'ın ayrıca "Yürekler En Son Ölür" ve "Sanal Aşkın Halleri" kitaplarını da tavsiye ederim. Özellikle sonuncusu günümüzde sanal alemde yaşananları birbirlerinden bağımsız kısa hikayeler çerçevesinde eğlenceli ve kimi zaman da düşündürücü bir biçimde anlatır.
3- Alev Alatlı: Kadere Karşı Koy A.Ş. Kadın erkek ilişkisine farklı bir bakış açısı. Güleriz ağlanacak halimize tarzında eğlenceli bir kitaptir.
4- Buket Uzuner: Gelibolu. Avustraya'dan dedesinin mezarını aramaya gelen Avustralyalı bir kadından yola çıkarak, İstiklal Harbi sırasında Gelibolu'da yaşanan bir olayı anlatır.
5- Polisiye romanlar sevenler için Ahmet Ümit. Son kitabı "İstanbul Hatırası" aynı zamanda İstanbul'u da güzel bir dille anlatır.
Bunlar şu anda yazarken öylesine aklıma gelen ve bende güzel bir etki bırakan, çok ama çok severek okuduğum kitaplardır. Evdeki kütüphaneme bir bakayım, daha neler var. Ara ara başka kitap isimleri de veririm. Siz okumak isteyin yeter ki. Benim gibi bir kitap kurdundan istenecek en güzel şey budur:)

Bu arada kısa bir not: Bugüne kadar okuduğum yüzlerce (daha doğrusu binlerce) kitap arasında sadece iki kitabı kendimi çok zorlamama rağmen bitiremedim.
Birisi Maksim Gorki'den "Ana". Üç kez okumaya başladım ve her seferinde yarıda bıraktım. Bitirmek nasip olmadı.
İkincisi de Orhan Pamuk'tan "Kara Kitap". 15 yıl önce Orhan Pamuk'un adı daha yeni duyulmaya başlandığında iki kez elime aldım, ama her ikisinde de kitap yarım kaldı. Yani Orhan Pamuk'un kitabın başında dediği gibi: "Bir kitap okudum ve hayatım değişti":) Bende de aynen öyle oldu:) Bunlar hayatım boyunca (olumsuz anlamda) unutamayacağım iki kitaptır. Zaten bir daha da Orhan Pamuk okumadım:)

Sevgilerimle

Ayten

Selam nilican, almanca kitapta okudugunu söyledin. Banada onlardan önerirsen sevinirim. Elimdeki kitabi bitirdim, yeni romana basladim. Önerilerini bekliyorum. (:D

eva.l

Konu en sevdiğimiz kitaplara geldiğine göre, ben de en sevdiğim romanı biraz anlatayım.

Per Olov Enquist, Kapitän Nemos Bibliothek

Aslı İsveç, ama ben sadece (çok iyi olan) Almanca çevirisini okuyabildim.

Roman bir erkek çocuğun hikâyesini anlatıyor. Ancak yıllar sonra tespit edildiği gibi, aynı gün ve aynı hastanede dünyaya gelen iki çocuk, doğumlarından sonra değiştirilmiş. Birkaç sene sonra iki ailenin biri, birçok ispat sunarak kendisinki olduğunu sandıkları çocuğu istiyor ve sonunda mahkeme iki çocuğun değiştirilmesine karar veriyor. Sonuç olarak çocuklar, büyüdükleri aileden ayrılarak yabancı bir ailede yaşamak ve büyümek zorunda kalıyorlar. Bu nedenle romanın kahramanı yavaş yavaş deli oluyor. Ama okur, olanların tümünü ancak en sonunda anlıyor.

Per Olov Enquist'in kitaplarından “Großvater und die Wölfe” adlı çocuk kitabını da çok seviyorum.

eva.l

Teşekkürler!

Ayten

Tesekkürler Eva, yeni gördüm tavsiyeni. En kisa zamanda okuyacagim. :-)

Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.

Passende Einträge im Wörterbuch

Weitere Themen zu diesen Wörtern