Literarizität

Rubrik: Übersetzungen vom Deutschen ins Türkische · 10 Beiträge ·

Kantürk

Literarizität bezeichnet den literarischen Anspruch eines Werkes und kann – so die Annahme – stärker oder schwächer in einem Text ausgebildet sein. Der Begriff, neben dem sich zuweilen auch derjenige der Poetizität behauptet, gewann Bedeutung, nachdem im 19. Jahrhundert der Bereich der sprachlichen Überlieferung zur "Literatur" erklärt wurde (siehe eingehender das Stichwort Literatur). Dabei stellte sich heraus, dass durchaus nicht alle Texte, die zur sprachlichen Überlieferung gehören, auch tatsächlich als Literatur gewürdigt werden. Es gibt, so zeigt sich in der Praxis der Literaturbetrachtung, "literarische Qualitäten", die einige Texte mehr als andere aufweisen und dank derer sie in Literaturgeschichten im Zentrum stehen. Die Literarizität dieser Texte muss sich, so die Theorie, untersuchen und erfassen lassen als das, was diese Texte in besonderem Sinne zu Literatur macht.

Antworten (9)

Kantürk

bir edebi eserin edebiyattaki rolü/değeri

olabilir

araştıralım

Kantürk

Die Begriffe ‚Literarizität’ oder ‚Poetizität’ werden teilweise synonym, teilweise nicht synonym und zudem uneinheitlich verwendet. Unter ‚Literarizität’ und/oder ‚Poetizität’ wird (1) eine besondere Art der Sprachverwendung verstanden, die Syntax bzw. Grammatik (Kohäsion), Semantik (Referenz) und Pragmatik (situativer Bezug) betrifft. In diesem Sinne gibt es eine besondere ‚Sprache der Literatur’, die von der Alltagssprache abweicht. ‚Literarizität’ wird (2) für Textsorten verwendet und bezeichnet die Eigenschaft von Texten, literarisch zu sein. Die Bedingungen, unter denen Texte literarisch sind, können dabei solche sein, die unter (1) genannt werden. In diesem Verständnis sind ‚poetische’ Texte meist eine Untergruppe aller literarischen Texte. (3) wird mit ‚Literarizität’ und/oder ‚Poetizität’ ein bestimmter Modus der Verarbeitung von Texten bezeichnet. In diesem Verständnis sind nicht die Eigenschaften der Texte, sondern die Einstellung der Rezipienten zu ihnen ‚literarisch’ oder ‚poetisch’: Leser verarbeiten Texte literarisch (vgl. Empirische Literaturwissenschaft).
In den verschiedenen Literaturtheorien ist die Besonderheit der Literatur im Sinne von (2) jeweils unterschiedlich bestimmt worden. Nach strukturalistischer Auffassung z.B. ist es spezifisch für literarische Texte, dass sie ‚sekundäre semiotische Systeme’ sind (vgl. Semiotik), die aus dem Material einer natürlichen Sprache (einem ‚primären semiotischen System’) bestehen und nach bestimmten Regeln gebildete Strukturen aufweisen. Der vielleicht am meisten verbreitete Bestimmungsversuch von ‚Poetizität’ stammt von Roman Jakobson. In sprachlichen Äußerungen kommen nach Jakobson verschiedene ‚Funktionen’ zur Geltung; so kann z.B. ein Sprecher seine emotionale (vgl. Emotion) Einstellung gegenüber seiner Nachricht ausdrücken (‚emotive’ Funktion), dem Empfänger etwas über die Wirklichkeit zu verstehen geben (‚referentielle’ Funktion) oder ihn zu einer Handlung bewegen wollen (‚konative’ Funktion). Für poetische Texte ist nun charakteristisch, dass in ihnen die ‚poetische’ Funktion dominiert. Diese besteht darin, die Aufmerksamkeit des Empfängers auf die sprachliche Struktur der Nachricht selbst zu lenken.

sözcük gezgini

edebîlik; edebî olma; yazınsallık
[Link entfernt]

Kantürk

genau

yazınsallık

Rus biçimciliği Victor Shklovsky, Yuri Tynianov, Boris Eichenbaum, Roman Jakobson , Grigory Vinokur gibi Sovyet yazarları tarafından 1915-1930 yılları arasında geliştirilmiş bir edebiyat eleştirisidir. Şiir dilinin ve edebiyatın özerkliğini savunur. Mikhail Bakhtin ve Yuri Lotman gibi yazarları etkilemiş ve yapısalcılığın oluşmasına da zemin hazırlamıştır. Roman Jacobson, daha sonra Çekoslovakya'ya giderek Prag dil bilim topluluğunu kuranlara katılır ve biçimciliğin Avrupa'da yayılmasına etkin olmuştur.

19. yüzyıl roman eleştirisi esere dönük değildi. Romanı anlamak için sanat eseri yerine sanatçının kendisine yönelirdi. Eserin sanat dışını anlattığı, sanatın işlevinin duygu anlatımı olduğu düşünülüyordu. Edebiyatı anlamak için tarihe, sosyolojiye, politikaya bakılıyordu. Fakat Rus biçimciler eserden hareket ederek, eseri anlamak için onun biçimsel özelliğinin , bir başka deyişle yazınsallığının ne olduğunun olduğunu sorguluyorlardı. Şiirin okura söyleyebileceği çok şey olabilir. Şairin okura hangisini anlatmak istediği anlaşılamaz.Bu noktada da dilin önemi ortaya çıkar.Gerçeklik yerine dil daha önemli bir kavram olarak belirir. Yazınsallık da bu dilin nasıl kullanılıcağı ile ilgili bir kavramdır.Standart dilin dışında , şiir dili vardır. Şiir dili standart dilden farklıdır ,standart dilden sapmadır.Standart dilin kurallarını yıkan bir dildir.Bu standart dilin de sapması 3 şekilde sağlanır.

1.Fonolojik değişiklik
2.Sentaktik değişiklik
3.Semantik değişiklik
Bu değişiklikler ile şiir dili standart dilden farklılaşır.Ve bu şekilde şiir "defamiliarisation" yani "alışkankanlık kırma" ile bizde bir farkındalık yaratır. Dış dünyaya ,nesnelere ,davranış ve düşünüş biçimlerine baka baka bunları kanıksarız.Fakat şiir bu olağan kanıksamamızı kendine özgü diliyle kırar ve onları yeniden taze bir bakış açısıyla anlamamızı sağlar.Sanat dünyayı algılamamızda yeni bir yol getirir.bu standart ve şiir dilinin ayrılması ve şiir dilinin standartı yıkmasından sonra oluşan yenilikler de zamanla klişeleşir.Fakat eskinin yeni ile değişmesi geleneği her zaman yeniliği getirir.Dış dünya ,duygular, düşünceler ise ancak şiirin malzemesidir Bundan ötürüdür ki Rus Biçimcileri edebiyatın yalnız biçimsel nitelikleri üzerinde durdular çünkü yazınsallığı sağlayan yalnızca bunlardı.

Rus biçimciler arasında dilbilime daha çok önem veren ve yapısalcılığa geçişin temeli olan Roman Jacobson , dilin şiirsel işlevi ile diğer işlevlerden ayırarak, bu konuyu en iyi işleyen kuramcı olmuştur. Jacobson bir iletişim eyleminde altı öğe olduğunu savunur. Başta bir gönderici ( sender ) vardır; karşısındaki ile konuşan ya da dersi anlatan ya da mektubu, raporu, romanı yazan kişi olabilir. Göndericinin söylediği ya da yazdığı bildiri ( message ) vardır. Bu bildirinin bir de alıcısı ( receiver ) vardır.Bu üç öğe dışında bildirimin anlamlı ve ulaşılabilir olması için başka öğeler de gereklidir. Bu aktarımı ise bildirici yapar. Bu iletici elektronik posta yazı veya söz de olabilir. Bildirinin alıcılara anlaşılabilmesi için ortak bir kod ( code ) ile (ortak bir dil, örneğin) ifade edilmesi lazım. Altıncı öğe ise bildirinin göndergesini oluşturan bağlam’ ( context ) dır.

Kantürk

(tu)

Kantürk

zeynep'in yüzünden biz de bir şeyler öğrenmiş olduk

zeynep

Emeginiz cok sagolun Kantürk, cok yardimci oldunuz ;):)

Kantürk

cevabı en hıızlı bulan sözcükgezgini idi

sözcük gezgini

It makes no difference, the main thing is that people can get their questions answered.

Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.

Passende Einträge im Wörterbuch

Weitere Themen zu diesen Wörtern