Fransız kalmak

Bölüm: Türkçeden Almancaya Çeviriler · 30 mesaj ·

Durrinc

Türkçe'de kullanılan

(Bir şeye, bir konuya) fransız kalmak

ibaresini, Almanca'ya nasıl çevirebiliriz?

Yanıtlar (29)

Kantuerk

keine Ahnung haben

vom Tuten und Blasen keine Ahnung haben

Fremd bleiben

dem Thema Fremd bleiben

Das kommt mir Spanisch vor (= Fransız kaldım Ich habe ja keine Ahnung. Das ist an mir vorbeigegangen.

Das ist mir sachfremd.

Fransız kaldın = Du hast ja keine Ahnung

En doğrusu=

Das kommt mir spanisch vor

Araplar icin Çince, Romanyalılar için Türkçe, Ingilizler icin Yunanca, vs.

Dass es für viele Völker Chinesisch das unverständliche ist, kann man ja verstehen. Griechisch ist an zweiter Stelle. Das ist interessant. Dass die Rumänen da Türkisch angeben, fand ich lustig.

siehe bitte unter [Link entfernt]

Lingo

Danke, da hab ich wieder etwas gelernt.

Kantuerk

Ötzi, Danke sehr!

kvarol

Erdoğan'ın tercümanı "Fransız kalmak" deyiminin "Fransa'dan geliyor kendisi..." şeklinde tercüme etmiş :S

Haberi okuyun:

Kaynak

Avrupa şaşkın! ''Fransız kalmak ne demek''

14-[Telefonnummer entfernt]:18

Erdoğan'ın "Arkadaşımız galiba Fransız ama Türkiye'ye de Fransız" sözü Avrupa'da günün konusu oldu... Avrupalı parlamenter Andreas Gross, Erdoğan'ın kullandığı "Fransız kalmak" deyiminin çok hoşuna gittiğini ve bu haklı sözleri kendisinin de kullanacağını söyledi. Erdoğan'ın konuşmasının kendilerini tatmin edip etmediği sorusuna da "hem evet hem hayır" cevabını veren Gross, Başbakanın üslubunun ise yadırganmadığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın Avrupa Konseyi'nde kendine yöneltilen bir soruya verdiği yanıt konuşulmaya devam ediyor.

Avrupa'da basın "'Fransız kalmak' ne demek?"in peşine düşerken, AFP konuyla ilgili özel bir haber geçti ve deyimi tercüme etti.

Başbakan Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin partisinden olan parlamenter Muriel Marland-Militello'nun, Türkiye'deki azınlıkların din özgürlüğü olmadığına ilişkin sorusuna, "Arkadaşımız galiba Fransız ama Türkiye’ye de Fransız" yanıtı vermişti.

NASIL TERCÜME EDİLDİ?

Burada bu söz bizim anladığımız anlamda anlaşılmadı. Basın mensupları bize ne anlama geldiğini sordular. Onlara anlattık ve kısa süre önce AFP özel haber geçti.

AFP'nin geçtiği tercüme şu şekilde: "Ben sizi Türkiye'ye davet etmek istiyorum. Anlıyorum ki Fransızsınız. Türkiye'de bizim bir konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlar için kullandığımız bir deyim vardır: Fransa'dan geliyor kendisi..." Başbakan Erdoğan'ın konuşması salonda gülüşmelere neden olduğu gibi bazı Fransız parlamenterler tarafından da hoş karşılanmadı. Şunu da belirtmek gerekir ki, Başbakan Erdoğan burada tanınmayan bir poltikacı değil. Strasbourg'a 3. gelişi ve üslubu yavaş yavaş tanınıyor. Bu nedenle üslup şaşırtmadı ancak şunu da belirtmeliyim ki bu üslup burada kulanılan bir üslup değil."

"ERDOĞAN'A BEN DE KATILIYORUM"

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu Başkanı Andreas Gross NTV'ye konuştu.

'Fransız kalmak' deyimi nedeniyle Başbakan Erdoğan'a destek veren Gross, bu deyimin çok hoşuna gittiğini ve bundan sonra kendisinin de kullanacağını söyledi.

Gross, "Asla unatamayacağımız bir şaka oldu ve ben de bazen Fransızların, çok da fazla bilgi sahibi olmadıkları konularda konuştuklarını düşünüyorum. Bazen diğer insanları küçümsüyorlar, ben de böyle hissediyorum. Özellikle diğer ülkelerdeki çatışmalar hakkında sandıklarından daha az bilgi sahibiler.

Benim çok hoşuma gitti bu şaka ve bence Fransızların bir kısmı gayet de hak ediyor. Ben de yapacağım bundan sonra bu şakayı" şeklinde konuştu.

Lingo

Gern geschehen, Kantürk! Nachdem ich hier meistens nur von eurem Wissen profitiere, freue ich mich immer, wenn ich auch mal etwas beitragen kann.

Kantuerk

Acaba o durumda biz nasil cevirebilirdik?

Wie hättet Ihr in dem Moment simultan übersetzt?

MoRGeR

"Fransız kalmak" = "One Minute" veya "Van Minüt"

tirebolu

Elif Hanım sizi aşağıdaki yaklaşımınızdan ötürü kınıyorum!

" Erdoğan'ın tercümanı "Fransız kalmak" deyiminin "Fransa'dan geliyor kendisi. .." şeklinde tercüme etmiş" diye yazmış, bir de tuhaf bir "surat" eklemişsiniz.

1) Verdiğiniz "kaynağı" dahi doğru dürüst okumadan, yorum yapmışsınız. Verdiğiniz kaynakta "AFB"nin çevirisinden bahsediliyor.

2) Konferans çevirmenliğ çok zor bir iştir ve sayıları (Almanca-Türkçe) bütün Avrupa'da 20-25'i aşmaz. O nedenle, özellikle de oraya kadar gelebilmiş bir çevirmenin kalitesini sorgulamamak gerekir, hele bu forumda hiç!

3) Ciddi sayılabilecek haber programlarına göre (CNN, NTV vs.) konferans çevirmeni ilgili kısmı "yorumlayarak-açıklayarak" çevirmiş ve bence en doğru olanı yapmış.

4) Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayınız, lütfen....

0353525

selamlar,

fransız kalmak deyiminin bir karşılığı da şu da olabilir mi acaba? "er versteht nur Bahnhof"

Kantuerk

Bana bir nüans daha ağır gibi geliyor. Ama neden olmasın?

Eğer konuşma esnasında bir Alman konsey üyesine Erdoğan "Die Kollegin versteht nur Bahnhof" deseydi. Bu çok daha ağır olurdu, tahmin ediyorum. Fransız kaldı, daha hafif bence.

Fransız kalmak. Bir anlık anlamama gibi.

Fransız kalmak

1) anlatılan bir konuyu anlayamamak; 2) herhangi bir konudan uzak kalmak.

Deyim

Er versteht nur Bahnhof.

Herkunft:

Ende des ersten Weltkrieges waren die deutschen Soldaten aufgrund der fatalen und aussichtslosen Stellungsschlachten ermüdet und wünschten sich lediglich die Heimreise nach Deutschland. Die Heimreise wurde meist mit dem Bahnhof assoziiert. Der Wunsch der Soldaten war so groß, dass, wenn man mit ihnen sprach, sie nichts anderes als den Bahnhof im Kopf hatten und deshalb nur Bahnhof verstanden haben.

Beispiele:

[1] „Was hast du gesagt? Beim dem Krach verstehe ich nur Bahnhof!“ [1] „ Das ist ja kompliziert. Ich verstehe nur Bahnhof.“

Bu açıklamalardan sonra haklısın!

Eva, veya ana dili Almanca olanlarımız ne diyor?

Levent

Konferans çevirmenliğ çok zor bir iştir ve sayıları

(Almanca-Türkçe) bütün Avrupa'da 20-25'i aşmaz...

Bu konu aynı akşam ntv'nin günün haberleri yayınından önce yayımlanan "Yorum Farkı / türk. Pro und Contra" programında da görüşüldü; programın konuşmacılarından Prof. Dr. Emre Kongar, aldıkları bilgiye göre oradaki çevirmenin, profesyonelliğinin gereğini yaparak ortamın tansiyonunu arttırabilecek özellikler de taşıyan bu benzetmeyi ses tonunda hiç bir değişiklik yapmadan, "konuşmacı, Türkçe'de soruyu yöneten bayanın konuya yabancı olduğunu ifade eden bir deyim kullandı" sözleriyle tercüme ettiğini dile getirdi.

Bunları burada yazmamın sebebi şu:

Bu forumda çoğu defalar tek bir kelimenin anlamı üzerinde kılı kırk yaran, bazan da kırıcılık sınırına dayanan tartışmalar yaşanıyor. Doğru olan şudur ki, hepimiz aranan bir kelimeye ya da cümle yapısına diger dilde uygun bir karşılık arayışına katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Eğer çevirinin ne demek olduğunu kafalarımıza kazırsak, bu tartışmaların çoğuna gerek dahi kalmaz.

Unutmayalım:

Übersetzung = das Gemeinte adäquat (angemessen) wiedergeben

Dolmetschen ist, Gedanken und Inhalte in eine andere Sprache zu vermitteln.

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor = it rains cats and dogs = es gießt in Strömen.

Hani kedi? Nerde bardak? Hani şakır şakır akan su?

Önemli olan: Yukarıdaki deyimleri ana dillerinde işiten ya da okuyan insanların algıladığı olgu: şiddetli yağmur!

Bence ana fikir de mesaj da budur!

İşiniz mi yok da tam karşılık arıyorsunuz? Anlamı anlaşılacak biçimde aktarın yeter!

...

Levent

Kantürk schrieb:ç

Die folgende Übersetzung wäre vielleicht korrekt gewesen, wenn wir den Satz von ERDOGAN ins Deutsche übersetzt hätten (VARSAYIM):

Die Kollegin kommt, so glaube ich, aus Frankreich. Die Türkei kommt ihr Spanisch vor. Sie kennt sich nicht aus.

Die Kollegin kommt nicht aus Frankreich. ...

Kantuerk

Mit "Kollegin" meinte ich die Abgeordnete aus Frankreich.

Ich schrieb nicht von der Dolmetscherin. Ich selbst habe Hochachtung vor diesen Dolmetschern, die dort Ihre Dienste anbieten.

Wir alle versuchen hier, etwas mehr zu lernen, als wir bereits können. Wir alle wissen, wie schwierig es ist, simultan zu dolmetschen. Ich habe oben niemanden kritisiert. Wir alle versuchen unseren Job so gut wie möglich zu machen. Du hast ja Recht!

MoRGeR

"Fransız kalma" hadisesi, çok önemli, hatta tarihî bir çıkıştır.

Yukarıdaki mesajımda "Fransız kalmak" = "One Minute" veya "Van Minüt" ve başka şeyler de yazmıştım. Sonra siyasî mesaj içerdiğini düşündüğüm için sildim. Konu buraya kadar dallanıp budaklandığı için, tekrar bir şeyler yazmak zorunda hissettim kendimi. Sevelim, sevmeyelim, Sayın Başbakan bu çıkışı ile milletinin hislerine tercüman olmak istemiş, ama tercüman yüzünden olamamıştır. Konferans çevirmeni, Başbakanın bu çıkışını "Konuşmacı, Türkçe'de soruyu yöneten bayanın konuya yabancı olduğunu ifade eden bir deyim kullandı" olarak çevirmiş ise yanlış çevirmiştir. Mesaj yerine ulaşamamıştır. Başbakanın sözlerini "yumuşatmak" kimsenin görevi değildir, haddine de değildir. Eğer tercüman "profesyonelliğinin gereğini yaparak ortamın tansiyonunu arttırabilecek özellikler de taşıyan bu benzetmeyi ses tonunda hiç bir değişiklik yapmadan" aktarmış ise haddini aşmıştır. Başbakan sert çıkacaksa, bunu münasip görmüşse, çıkacaktır, nerede nasıl konuşacağına sadece kendisi karar verir. Danışmanlarına bile bir yere kadar halt yemek düşer. Tercüman yüksek devirle çalışan motorun (Sayın Başbakanımız) aktarma organları (power train) olma görevini yerine getirmek zorunda olmasına rağmen arızalanarak "cut-off switch" (acil durdurma düğmesi) veya "rectifier" (redresör) ya da "throttle valve" (kısma valfı) olduğunu sanmıştır. Ya da külliyen başarısız olmuştur da, Emre Kongar "Horoz Dövüşü" programında bir kedi telaşıyla malûm şeyin üstünü örtmeye, allayıp pullamaya çalışmaktadır. Bir konferans çevirmenini eleştirebilmek için barikat niyetine önümüze yığılan NTV, CNN gibi "ciddî" kanalları ve kerameti kendinden menkûl birtakım mümtaz şahsîyetleri aşmak gerekiyorsa, aşalım kardeşim. Tamam, konferans çevirmenliği zor zanaat, bunu her vesileyle dile getiren ve gelen "sözlü çeviri" tekliflerini, "beni aşar" diyerek geri çeviren, müşterileri bu konuda aydınlatmaya çalışan, TV izlediği zamanlar, sanki aynı adamlar dönme dolaba binmiş de belirli aralıklarla zuhur ediyorlarmış hissi veren, benim diyen açık şuurları bile dumura uğratan kanallar arasında zaplarken bitap düşüp uluslararası bir konferansa takılıp kaldığında çevirmenlerden birinin icraatını "bu işi nasıl yapıyor, helâl olsun valla" diyerek hayranlıkla izleyen de benim, amma velakin beş parmağın beşi bir değil ki, üstelik olsa ne yazar. Bu tür bir işe soyunan, allame-i cihan da olsa, "Türkler Ermenileri katletmemiştir" demenin veya karşı olalım veya olmayalım, türbanla okula girmenin yasak olduğu, Çingenelerin her türlü hakaret ve dışlamaya maruz kaldığı, sınır dışı edildiği, dün Cezayir'i bugün Libya'yı kana bulayan, Ruanda'daki katliama seyirci kalan, büyük bir ihtimalle bu işte parmağı da olan, dünyanın dört bir yanında bugün bile sömürgeleri bulunan, nükleer silâh denemeleriyle Güney Pasifik'teki doğal yaşamı tahrip eden “özgürlükçü” Fransa'nın kendi evinin önündeki pisliği süpürecek yerde terbiyesizce sorular yönelten bir Fransızına Fransız kaldığını en azından benim bile anında aklıma geldiği gibi mot à mot "to be (veya remain) French to something" veya "être français de quelque chose" vb. gibi çevirerek de olsa anlatabilmeliydi. Peki bu karşılıklar doğru mudur? Anlaşılır mı? Yanlış veya anlaşılmaz olsa bile, doğrusunu bulmak veya anlamak için vesile oluşturur mu, oluşturmaz mı? Cevap aranması gereken soru budur.

Velhâsılıkelâm konferans çevirmenliği "dokunanın yandığı" bir meslek, konferans çevirmenleri de “tanırım, iyi çocuktur” değildir. Serde biraz İkarusluk, biraz da pervanelik olduğundan, dokunmadan, yazmadan edemeyeceğim, maalesef. Kusura bakmayın, ama herkes eleştirilebilir.

Kantuerk

Sözcük gezgini

yazın çok enteresan, güzel yazmışsın. Kutlarım.

Olaya gelince:

Delinin biri kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı taşı çıkaramamış!

Levent

"Fransız kalma" hadisesi, çok önemli, hatta tarihî bir çıkıştır.

Doğruya doğru!

Hitabet sanatına tabiatı gereği son derece vakıf hatip kişi, o ortamda sanatının gereğini yerine getirerek cevabına etkili bir deyim yerleştirmek suretiyle taşı gediğine ko(y)muş ve doğru çıkışı yapmıştır. Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim.

... bu gerçek karşısında şapkamı çıkararak susuyorum.

PS

Sezar tercüman hizmetlerinden yararlanır mıydı acaba? Yoksa Brütüs gerçekte intikam alan bir tercüman mıydı dersiniz?

.

tirebolu

Merhaba sözcük gezgini,

Son yazında tercüman ile ilgili kullandığın bilgilerin sadece varsayımlara dayandığını görüyorum. Çevirmenin eşzamanlı çeviride yalın ve kısa açıklama ve yorum yapmaktan başka seçeneği olmaz ki....tutup da konuşmacının ruh halini mi analiz etsin? Vay haline! Zaten tarafsızlığını mutlak suretle korumak zorunda. Bunun dışında tabii ki tercüman söyleneni anlam açısından aslına uygun olarak diğer dile aktarmakla görevlidir, ne fazlası ne de eksiği söz konusu olabilir. Tutup "dipnotlar" koymak mümkün değildir. Konuşmacı sövse de, sevse de bunu çevirmek gerekir. Burada veya TV kanallarında "ses tonu" polemiğine girilmesini yanlış buluyorum, sonuçta her konferans çevirmenin fiziksel özelliği (ses tonu vs.) ve yaklaşımları (bazıları çok abartır, kimileri çok duygusuz çevirir) farklılık arz etmektedir. Diğer hususlarla ilgili olarak, siyasi konuların bu foruma taşınmasını doğru bulmadığımı belirtmek isterim Selamlar.

MoRGeR

Merhaba Ultima,

Yazımı üstün körü okuduğunu tahmin ediyorum. Senin varsayım dediğin hususlar burada yazılı olan şeyler. Kimseden başkalarının ruh hâlini analiz etmesi beklentimiz de yok, dipnot falan da istemiyoruz. Sadece kapıcılar, umum otomobilciler veya fırıncılar federasyonlarının kendi mesleklerinden insanların bir yanlışı olduğunda veya kamuoyuna olumsuz yansıtıldığında kazan kaldırmasını andıran yaklaşımlara karşı çıkıyorum o kadar. Foruma siyasî konuları taşıdığıma yönelik iddian da haksız, çünkü konu zaten siyasî ve ben zaten bu bağlamda elimden gelen azamî dikkati gösteriyorum. "Konuşmacı sövse de, sevse de bunu çevirmek gerekir." diyorsun. Ben de aslında aynı şeyi söylüyorum.

Selâmlar

Levent

... siyasi konuların ...

Bu konuyu güzel bir tarifle kapatalım mı?

Tercüme nedir?

Terceme:

Bir kelâmın mânasını diğer bir lisanda dengi bir tâbir ile aynen ifade etmektir.

Terceme aslın mânasına tamamen mutabık olmak için sarahatte delâlette, icmalde tafsilde, umumda hususda, ıtlakta takyidde, kuvvette isabette, hüsn-i edada, üslub-u beyanda, hâsılı ilimde, san'atta asıldaki ifadeye müsavi olmak iktiza eder.

Yoksa tam bir terceme değil, eksik bir anlatış olmuş olur. Halbuki muhtelif lisanlar beyninde hutut-i müştereke ne kadar çok olursa olsun, herbirini diğerinden ayıran birçok hususiyetler de vardır.

Onun için lisanî hususiyeti olmayıp sırf akl u mantıka hitab eden kuru ve fennî eserlerin kabiliyet-i ilmiyesi terakki etmiş olan lisanlara hakkıyla tercemesi kabil olduğunda söz yoksa da hem akla, hem kalbe yahut yalnız zevk ü hissiyata hitab eden ve lisan nokta-i nazarından edebi kıymeti ve zevk-i san'atı haiz bulunan canlı ve bediî eserlerin tercemelerinde muvaffakiyet görüldüğü nadirdir.

(Elmalılı Tefsiri)

.

MoRGeR

Tekrar merhaba,

"Terceme" nedir, ne değildir türünden geyiklere ayıracak vaktim yok. Elmalılı, Armutlulu fark etmez. Reçete peşinde de değilim. Ben bu işin hamalıyım, avamıyım, ayak takımıyım. İşim ayinemdir. İçine entel dantel incik boncuk şeyler katarak kendime hak etmediğim payeler, unvanlar kazandırma kaygım hiç olmadı. Olmaz da...

"Terceme:

Bir kelâmın mânasını diğer bir lisanda dengi bir tâbir ile aynen ifade etmektir."

imiş...

Peki "dengi tabir ile aynen ifade" edilmiş midir?

Edilmemiştir. O hâlde ne denmek isteniyordur? (Laurel & Hardy).

tirebolu

Merhaba sözcük gezgini,

Hiç de üstün körü okumadım, tam tersine satır aralarını da anladığımı düşünüyorum. Burada yazılanlar da varsayımlar değil mi? O meslektaşımızın gerçekten ne çevirdiğini biliyor muyuz? Zannetmiyorum, ama her normal bir konferans çevirmeni gibi kısa, net, tarafsız bir açıklama yaptığını düşünüyorum, doğrusu da bu. Tabii ki konferans çevirmenleri de diğer tercümanlar gibi hata yapar, ancak bu denli basit bir konuda yapmaz. Bunun dışında politik polemiğe girmem, olayın uluslararası ve Türkiye'deki yansımaları konusuna girmem...

İyi akşamlar.

MoRGeR

Bilmukabele...

kvarol

Hallo Ultima Ratio,

ich habe damit nicht die betreffende Dolmetscherin schlecht machen oder erniedrigen wollen - warum wird wieder aus einer Ameise ein Elefant gemacht? Die Übertragung dieses Sprichworts hat in den Medien für Gesprächsstoff gesorgt und zu Diskussionen geführt, Erdogan selbst war nicht ganz glücklich über die Wortwahl der Dolmetscherin, der Fall musste nachträglich aufgeklärt und der Sinn des Sprichworts erläutert werden.

Ich zweifele bestimmt nicht ihre Professionalität an und bin mir im klaren darüber, wie begabt sie sein muss, um solch einen Posten übernommen haben zu können. Wenn man es aber wagt, seine Übersetzung/Übertragung öffentlich zu präsentieren, dann muss man sich auch der Kritik stellen können - sei es postive oder negative Kritik. Das gilt nicht nur für Dolmetscher, sondern auch für Literaturübersetzer - wenn ich ein übersetztes Buch lese und es mit dem Original vergleiche, dann bin ich an der einen oder anderen Stelle nicht immer einverstanden, weil m.E. vielleicht die Nuance nicht ganz stimmt. (Um auf "unseren Fall" zurück zu kommen: wenn mir jemand sagt "Er kommt wohl aus Frankreich" dann kann ich persönlich mir darunter Nichts vorstellen, ich kann das weder als positiv, noch negativ einstufen)...

Wenn wir uns hier in einem Übersetzer-Forum befinden, warum sollten wir hier nicht über eine so aktuelle Übersetzungsproblematik diskutieren dürfen?! Wenn ich der Meinung bin, dass die Übertragung an dieser Stelle nicht ganz so erfolgreich war, dann ist das aus meiner Perspektive so - Schluss, Aus, Basta! Sie können ja anderer Meinung sein. Ich habe hier niemanden beleidigt oder erniedrigt, sondern nur im respektvollem Rahmen kritisiert - und solange ich denken kann, werde ich mir auch das Recht nehmen, dies zu tun. In diesem Sinne: Cogito ergu sum!

tirebolu

Sie schreiben: Erdogan selbst war nicht ganz glücklich über die Wortwahl der Dolmetscherin, der Fall musste nachträglich aufgeklärt und der Sinn des Sprichworts erläutert werden.

Wie kommen Sie auf die seltsame Idee? Woher haben Sie das?

Allgemein ist folgendes bekannt:

Zitat:

AKPM Başkanı Çavuşoğlu, Başbakan Erdoğan'ın Fransız parlamentere karşı kullandığı deyimin salonda bulunanlar tarafından iyi anlaşıldığını ifade etti. Tercüme yapıldıktan sonra, Avrupalı parlamenterlerin ne dendiğini anlayarak gülüştüklerini, hatta kulaklıklarını çıkararak yorum yaptıklarını aktaran Çavuşoğlu, "Genel kuruldaki tercüman arkadaşımız gayet güzel tercüme etti. Genel kurul içinde gayet hoş bir ortam oldu. Sanırım iyi anlatıldı ve herkes de anladı bunu. Zaten daha sonra 'biz de bunu kullanacağız, hoşumuza gitti' diyenler oldu." diye konuştu.

In dubio pro reo!

M. Mustafa Sahin-Brandt

Oh, Elif, lehne dich nicht zu weit aus dem Fenster! Ich glaube, Ultima ist auf jeden Fall jemand, der schon allein von Berufs wegen die Medien ständig verfolgt.

Abgehen davon fand ich seinen Angriff gegen dich auch zu hart. Trotzdem finde ich, du schießt jetzt gerade über das Ziel hinaus!

MoRGeR

"NASIL TERCÜME EDİLDİ?"

Burada bu söz bizim anladığımız anlamda anlaşılmadı. Basın mensupları bize ne anlama geldiğini sordular. Onlara anlattık ve kısa süre önce AFP özel haber geçti.

AFP'nin geçtiği tercüme şu şekilde: "Ben sizi Türkiye'ye davet etmek istiyorum. Anlıyorum ki Fransızsınız. Türkiye'de bizim bir konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlar için kullandığımız bir deyim vardır: Fransa'dan geliyor kendisi..."

[Link entfernt]

"Dans mon pays, en voyant quelqu’un qui ne connaît pas le contexte, on dit qu’il vient de France "

Muriel MARLAND'in kendi ağzından, lâftan anladığının Fransızcası

[Link entfernt]

Bu da ciddîyetten kaskatı kesilmiş meşhur CNN'den:

Fransız Halk Hareketi Birliği milletvekili 68 yaşındaki Muriel Marland-Militello, dün Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nde (AKPM) Başbakan Erdoğan'a soru sorduğuna pişman olmuş mudur bilinmez ama, tercumanların işi zordu. Erdoğan'ın "Bu Fransız arkadaş Türkiye'ye de Fransız" dediği kadın parlamentere "Fransız kalmak" deyimi ancak bir saat sonra tercüme edilebildi .

Deyimi merak eden Avrupa basını da, deyimin anlamının peşine düştü. AFP konuyla ilgili özel bir haber geçti ve deyimi tercüme etti. Tercüme şöyle:

"Ben sizi Türkiye'ye davet etmek istiyorum. Anlıyorum ki Fransızsınız. Türkiye'de bizim bir konu hakkında yeterli bilgisi olmanyanlar için kullandığımız bir deyim var: Fransa'dan geliyor kendisi ..."

[Link entfernt]

Herkes yazısının sonuna Lâtince veciz yumurtası bırakıyor. Bu da benden olsun:

delirant isti Romani

eI7uP0mA2b

Konuya ben mi Fransız kaldım?..

Burada çeviriye gerçekte "dipnot" koyan, oradaki simültane çeviriyi yapan meslektaşımız değil mi?

Ve "dengi tabir ile aynen ifade"nin sınırlarını çok aşan bu belirgin dipnota rağmen konuşmacının (Başbakan) meramının tam yansıtılamamış olması, işin daha da vahim tarafı değil mi?

Sn. Sözcük Gezgini,

Konuya (17. April 2011 16:16) yaklaşımınız benim görüşümü de geniş ölçüde yansıtıyor.

Katkılarınız için teşekkür ediyorum.

Erh'S.

NOT: Bir de sorum var. Söz konusu Toplantıda acaba Türkçeden tek bir dile mi çeviri yapılmış? Değilse, diğer tercümanlar ne demiş?

M. Mustafa Sahin-Brandt

Evet, bu benim de kendi kendime sorduğum soru!

Kantuerk

delirant isti romani (Spruch von sözcük gezgini)

Die spinnen, die Römer.

Oströmer oder Weströmer?

Forumda tartışmaya katıl → Yanıt yazmak, teşekkür etmek ve kendi mesajını eklemek için DasSözlük uygulamasını aç.

Sözlükteki ilgili maddeler

Bu kelimelerle ilgili diğer konular