wachsen mit
Das Leben ist schwer, aber man wächst damit. Wie lautet die sinngemässe türk. Übersetzung?
Eva und mein Überssetzungsversuch:
Hayat zordur ama insan yaşadıkça büyüyor
(Den Helfenden schon mal ein Dankeschön)
Antworten (11)
Gemeint ist sinngemäß: İnsan hayatın zorlukları sayesinde olgunlaşır oder Hayatın zorlukları insanı zamanla olgunlaştırır , aber dafür gibt's im Türkischen bestimmt ein wunderschönes Sprichwort - vielleicht weiß Ultima Ratio oder Söczük Gezgini da weiter?
P.S.: Bin über Pfingsten immer nur zwischendurch mal am Computer.
"Hayat zor, ancak insan hayatın zorluklarıyla baş etmeyi öğreniyor"
Kleine Korrektur: "wachsen" bedeutet in diesem Zusammenhang nicht nur "hayatın zorluklarıyla baş etmeyi öğrenmek", sondern ist viel mehr allgemeiner und umfassender zu verstehen: "hayata hakim olmak, olgunlaşmak, giderek daha da güçlü olmak". Aber es gibt zig andere Möglichkeiten, das auf Türkisch auszudrücken. Und ich bin mir immer noch ganz sicher, dafür gibt's ein türkisches Sprichwort.....
Merhaba İsolde,
Jon ve Dida arkadaşlarımız isabetli önerilerde bulunmuşlar. Bunlara ilâveten yazılabilecek her türlü kombinasyon, lâfı dolandırıp aynı sonuca varmak olurdu. Bu yüzden nette biraz araştırdım, güzel bir özdeyişe rastlar mıyım diye, fakat zaman darlığında bulabildiğim en uygun karşılık şu:
"Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz"
Konfiçyüs
Belki sonradan jeton düşer de aklıma daha iyi bir öneri gelirse onu da yazarım.
Selâmlar
Merhaba Jon, Dida ve Sözcük Gezgini,
Isolde gelmeden önce ben bir teşekkür edeyim, dedim.
Biz, uyan bir fiil bulamadık; tekliflerinizden en çok hoşuma gidenler “olgunlaşmak” ve “giderek daha güçlü olmak”. Sanırım bu ifadeler “wachsen an etw.” anlamını pek iyi bir şekilde ifade ediyor.
Sözcük Gezgini’nin bulduğu Konfiçyüz’ün sözü hem güzel hem de cuk oturuyor naçizane kanaatimce.
Hepiniz sağ olun!
Eva
Ich bitte vielmals um Entschuldigung, Jon, doch ich nix sprechen können gut Deutsch wie du.
Das sind polyseme Sätze, die mehrere Alternativen erlauben. Hier werden nur Vorschläge gemacht, die einem als erstes in den Sinn kommen, ergo kein "Ich-kann-besser-Deutsch-als-Du-Wettbewerb"
Hallo Dida,
das ist mir jetzt peinlich, aber es war mir bisher nicht so bewusst gewesen, dass man meine Formulierungen als Kräftemessen in einem Wettbewerb oder als Maßregelung auffassen könnte. Ich werde mich in Zukunft sehr bemühen, meine eigenen Ideen statt als "Korrekturen" nur noch als Vorschläge zu kennzeichnen.
Gleichzeitig möchte ich aber betonen, dass meine Teilnahme an diesem Forum ganz ungeachtet meiner jeweiligen Wortwahl nichts mit Konkurrenzdenken zu tun hat, sondern dass es mir nur darum geht, das Vorhandene zu optimieren, damit möglichst alle in Sprachberufen arbeitenden Menschen, die wir mit diesem Forum erreichen können, die Möglichkeiten ihrer Arbeitssprachen voll ausnutzen.
Ortamı yumuşatalım biraz...
Yaşam "Ki" den;
Yaşamın, çatışma olacak — kendinle ve bütün
ötekilerle çatışmalar yaşaman...
Yaşam, kendiyle çatışmadır — çarpışma, savaşma : ki,
sonunda da, tabiî, kaybetmektir — savaşı da,
kendini de...
***
Yaşamın, kendi kendine ağırlık haline getirdiğin
şeylerin altında ezilmenin süreci olacak.
Yaşamı 'hafifçe' yaşayabilseydin, yaşamın olayları da
uçup giderler, sana yük olmazlardı — ama o zaman da,
uçucu, boş olurdu yaşamın. Bu yüzden, yaşadığın her olayı
'ağır'laştıracaksın; ki uçup gitmesin, omuzuna çöksün;
sen de onun yükünü taşıyasın.
Yaşaman, yaşamın yükünü yüklenmen olacak.
Yaşam, yükleneceğin yüktür.
Yaşamın, yükündür.
***
Yaşam gidince ne yapacağını bilemediğin, ama gitmek
istediğin yerlere doğru katettiğin yollardan oluşacak —
ki, bunlar, belki, o yerlere gitmek istediğini bile ancak
sonradan anlayacağın yollar olacak...
***
Yaşamında hep 'sahici' olmaya, yaşadıklarını 'sahiden'
yaşamaya —yaşamı 'sahi' yaşamağa— çalışacaksın;
ama, yaşadıklarında hep bir sahtelik arkaplanı,
bir yapmacıklık çizgisi, bir uydurulmuşluk havası
boy gösterecek.
***
Yaşamının büyük bir bölümü,
yaşamına yön verme çabalarınla geçecek
— öyle ki, gün gelecek, bakacaksın,
yaşamın, yön bulma çabasıyla döne döne,
yola hiç çıkamamış...
Yaşamın yönünü bulmağa çalışırken,
yaşamın yolunu bulamayacaksın.
Yaşamın, yön bulmaya çalışırken, yolsuz kalacak
— yaşamın yönünü bulacağım derken,
yolunu yitireceksin.
— Sonunda, yaşamın yönünü bulsan
—bulduğunu sansan— bile, bakacaksın ki,
yolunu yürüyecek durumda değilsin artık...
Yaşamın, yönsüz —yönü olsa bile, yolsuz— kalacak:
Yönsüz, hem de, yolsuz yaşayacaksın.
Yaşamının yolu hiç olmayacak;
belki, yönü olsa bile...
Yaşamının yolu yok.
***
Yaşamın öyle noktalara gelecek ki,
eski çerçevesinden çıkıp dört bir yana açılan
yol ağızlarında duruyor olacak;
ama, göreceksin ki, bu yollar hiç de
yeni yerlere ulaşmıyor — hatta, hiçbir yere ulaşmıyor :
'çıkmaz sokak', hepsi...
Yaşamın 'çıkmaz sokak'lara çıkmakla geçecek
— hem de, bunlardan değil çıkmak,
giremeyeceksin bile onlara!
Yaşamın çıkılamazlıklara girememekle geçecek.
Oruç Aruba/ De Ki İşte
Merhaba Jon, Dida ve Sözcük Gezgini,
Yaptığınız açıklamalarınız için çok teşekkür ederim.
Hem Konfiçyüz'ün sözünü hem diğer tekliflerinizi beğeniyorum.Bence olgunlaşmak "wachsen mit" anlamı çok iyi ifade ediliyor (Eva gibi). Bu bağlamda Almanca "wachsen" ve "reifen" eşanlamlı bir şekilde kullanabilinir.
Tekrar hepinize çok teşekkürler.
İsolde
"Yaşam gidince ne yapacağını bilemediğin, ama gitmek
istediğin yerlere doğru katettiğin yollardan oluşacak —
ki, bunlar, belki, o yerlere gitmek istediğini bile ancak
sonradan anlayacağın yollar olacak..."
(tu)
Der Begriff "Olgunlaşmak" klingt hier in der Tat irgendwie aus dem Hut gezaubert, doch müsste eigentlich eurer Sache Genüge leisten. Hinweis: nicht gleich den ersten Begriff im Wörterbuch für die Übersetzung eines Wortes verwenden.
MfG
Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.