Präferenzbegünstigte
Türkçe gümrük belgelerinde "Waren" anlamında "mal" da geçiyor "eşya" da.
präferenzbegünstigt = rüçhanlı, tercihli, ayrıcalıklı, imtiyazlı, öncelikli (hangisi en uygunsa)
Antworten (10)
Ayrıntılı cevap yazmaya vaktim yok. Eşya da doğru mal da. Türkiye'ye yerleşen veya Türkiye'ye mal gönderen ("eşya gönderen" olmaz!) Alman firmalarının Türkiye'den aldıkları gümrük belgelerine göre ikisi de kullanılıyor. Birkaç örnek vereyim (Google Türkiye ile kontrol ediniz):
malların serbest dolaşımı
malların ihracatı
malların gümrükleme işlemleri
malların gümrükten çekilmesi
malların Türkiye'den geçişi
vs.
Bu ayrıntılı bilgiler için teşekkür ederim, ancak sözkonusu olan benim anlamadığım sözcük "Präferenzbegünstigte" idi, ve "tercih teşviği kapsamında olan " tanımı uygun geliyor,
ancak "eşya ve mal" sözcükleri için basit bir google araştırması ; her ikisinde de mevzuatlarda kullanıldığını gösteriyor,
mevzuat maddesi xxx........... Gümrüğe gelen mallar gümrük mevzuatında değer............
mevzuat maddesi xxx......... .Eşyanın gümrük kıymeti , Gümrük Tarifesinin ve eşya ticaretine..........
Gümrük mevzuatı (kanun, yönetmelik, genelge, uluslararası anlaşma vb.) açısından doğru terim "eşya"dır. Bununla ilgili Gümrük Kanunundaki tanımlama maddesini de vereyim; herhalde bu yeterli olcaktır:
23. “Eşya” deyimi, her türlü madde, ürün ve değeri;vs.
Ama isteyen bundan sonra da ısrarla "mal" desin/yazsın...kendisi bilir elbette.
Import/Export konusunda verdiğin örnek malum. Değer ile kıymet arasındaki farktan bir zamanlar duymuştum, fakat çevirilerim kapsamında henüz araştırıp uygulamaya fırsatım olmadı.
Kaldı ki, ben sadece Türk gümrük (= mevzuat) belgelerinde ve Türk sigorta eksperlerinin raporlarında okuduğum şeyleri yansıtmaya çalıştım. Seninle çeviri uzmanları arasında normal bir tartışma içindeyken bana "sen yine muhalif olmaya mı çalışıyorsun" yazmanı çok yadırgadığımı bilmeni isterim. Geçmişte bu tür provokasyonlara tepki verdim diye bu forumda bazı eleştirilere uğradığımı iyi bilirsin. Vallahi yeter artık. Biz yukarıda uzmanlar arası tartıştık. Hiç kimsenin bana "yine muhalif olmaya mı çalışıyorsun" gibi provokatif bir lafla damga vurmaya, beni susturmaya hakkı yoktur. Benim bu forumda görüşlerimi savunma hakkım seninkinden farksızdır arkadaş.
Bu kadar iyi bir arkadaşımın bana yaptığı bu yersiz davranışından sonra bu haftalk forum faaliyetime son veriyor, gelecek hafta görüşmek üzere iyi günler diliyorum.
"Mallar" teriminin mevuzatla ilgili olan kişilerde gülüşmelere yol açacağına dair yorumuna da benden son bir "muhalif" karşılık daha:
Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması (Europäisches Übereinkommen über die internationale Beförderung gefährlicher Güter auf der Straße)
Malların Serbest Dolaşımı (Freier Warenverkehr)
Senin "muhalif karşılığına" karşılık en üst derece metin olan kanun metnini veriyorum:
6. (18/6/2009 tarih ve 5911 sayılı Kanun ile altıncı bent değiştirilmiştir.) a) “Serbest dolaşımda bulunan eşya” deyimi, 18 inci madde hükümlerine göre tümüyle Türkiye Gümrük Bölgesinde elde edilen ve bünyesinde Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülke veya topraklardan ithal edilen girdileri bulundurmayan veya şartlı muafiyet düzenlemelerine tabi tutulan eşyadan elde edilen ve tabi olduğu rejim hükümleri uyarınca özel ekonomik değer taşımadığı tespit edilen veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki ülke veya topraklardan serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ithal edilen veya Türkiye Gümrük Bölgesinde, yukarıda belirtilen eşyadan ayrı ayrı veya birlikte elde edilen veya üretilen eşyayı;
b) “Serbest dolaşımda bulunmayan eşya” deyimi, serbest dolaşımda bulunan eşya dışında kalan eşya ile transit hükümleri saklı kalmak üzere Türkiye Gümrük Bölgesini fiilen terk eden eşyayı;
Sadece Google'dan alıntılar yapıp, bir hususu her zaman kanıtlamak mümkün değil...
"präferenzbegünstigte..." karşılığı olarak "tercihli menşe statüsüne sahip ..." gibi bir tanımlama geldi aklıma ...
Der Ausführer / Lieferant der Waren erklärt, dass diese Waren präferenzbegünstigte „EU“ Ursprungswaren sind.
İhracatçı / Tedarikçi, "EU" menşeli eşyanın tercihli menşe statüsüne sahip olduğunu beyan eder.
bir öneri tabii.
Ayrıca eşya, mal ve emtia kelimelerine değinmek istiyorum:
emtia arapça bir kelimedir ve meta'nın (kıymetli eşya, tüccar malı) çoğuludur
"ticari mallar" olarak anlaşılmalıdır.
Mal kavramının, sabit kıymetler dahil her türlü varlığı kapsamına aldığı, emtia kavramının ise sadece, alım satımı yapılan malları (stokları) ifade ettiği de söylenebilir.
Eşya ise "yük" kelimesinin çoğulu olarak görülebilir.
Resmi metinlerde dahi Türkçe'nin bilinçli bir algılamayla kullanılmadığından hareket edersek - ki, artık eskiden "Arapça değil mi, uydur uydur söyle deyimini artık "Türkçe değil mi, uydur uydur söyle" olarak kabul etmemiz gerekiyor -, çevirmemiz istenilen metinleri diğer bir dile aktarmaya başlamadan önce "anlaşılır ve doğru Türkçe'ye" dönüştürebilmek için büyük gayret sarfetmek zorunda kalıyoruz. Bu da (karşılığı hak edilene uygun bir ücretle ödenmiyorsa) hiç zahmete değmez.
Avrupa Birliği Mevzuatının (gesetzliche Grundlagen) bazı bölümlerinin Türkçe'ye çevrilmesi sürecinde sağlıklı bir koordinasyon olmadığından hareket edecek olursak, yabancı dillerden doğrudan veya dolaylı olarak günümüz Türkçe'sine girmiş çok farklı karşılıkların bulunduğunu kabul etmemiz gerekir. Diğer dillerde yerleşmiş belirli kavramların günümüz Türkçe'sinde farklı bağlamlarda farklı kelimelerle ifade edildiğini gördüğümüzde bu hususta aramızda tartışma başlatmayı bir yana bırakıp, bilinçli bir yaklaşımla, yapıcı önerilerde bulunarak uzmanların da kabul edebileceği çözümler aramamız doğru olacaktır.
Yıllar önce yaptığım, 11 kitaptan oluşan binlerce sayfalık çeviri işine başlamadan önce tüm kitaplardaki anahtar kavramları tarayıp uzun bir liste çıkarttıktan sonra, çevirinin son biçimini kabul edecek komisyona bu listeyi onaylatmış, çeviri işlemine ondan sonra başlamıştım. Bu süreç içinde çalışmaları yakından izleyen ve iki dile de vakıf uzmanlar kendi aralarında çelişkiye düşüp, Türkçe'de çeşitli uzmanlık alanlarında yerleşmiş bir kavram hiyerarşisinden söz edebilmek için zamanın daha çok erken olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kalmışlardı.
Diğer yandan Alman dilinde gerek teknoloji gerekse hukuk ve ticaret alanlarında en az 19. yüzyıl sonlarından beri yerleşik bir kavram hiyerarşisinin olduğu bilinmektedir. Türkçe'de bu tür bir gelişme, öncelikle iktisat kavramlarında olmak üzere, Türkiye'nin söz sahibi olmaya başladığı elektronik, otomotiv gibi bazı alanlarda 1980'li yılların ortalarından beri yaşanmaktadır. Öncelikle üniversite ortamlarında gelişen bir çok kavram giderek günümüzde konuşulan Türkçe'ye (Türkeitürkisch) yerleşiyor. Ama hukuk öğreniminde esas öğretinin hala eski dile dayanması, özellikle bu alanda bir kargaşaya neden olmaktadır. Daha yolumuz uzun... Enseyi karartmadan (yani başımız eğik gidip de ensemizin güneşten kararmasına yol açmadan), yaşayan ve konuşulan bir dilde güncel olayların dili etkileyebileceğini; dilimize yerleşmiş, günlük hayatta ve hatta uzmanlık alanlarında yaygın biçimde kullanılan kavramları kabullenmemizin ve eski kavramları en az güncel diyaloglarımızda yavaş yavaş bırakmanın zamanı geldi her halde.
PS.
Yukarıdaki yorumum sadece şahsi görüşümü ifade etmektedir. Bu forumda sorulanlara çözüm sağlama yönündeki düşüncelerim ve öneriler üzerinde yapıcı olmayan tartışmalar başlatmak gibi bir amacım da bulunmamaktadır.
Der Ausführer der Waren erklärt, dass diese Waren präferenzbegünstigte „EU“ Ursprungswaren sind.
yukarıda belirtilen tüm ayrıntılı bilgiler için yeniden teşekkür ediyorum,
mal /eşya tanımlarının kullanılmasına dair Dış Ticaret Müsteşarlığı sitesindeki yönetmelikler incelenebilir. Bunlar içerikleri doğru olarak kabul edilmesi gereken resmi dokümanlardır. örneğin,
http:// [Link entfernt]
ancak daha önce de belirttiğim gibi sözkonusu olan tam olarak ifade edilmesi gereken sözcük "Präferenzbegünstigte" idi , mal yada eşya tercihli menşe statüsündedir,
İhracatçı / Tedarikçi, "EU" menşeli eşyanın tercihli menşe statüsüne sahip olduğunu beyan eder
Vielen Dank für diese Übersetzung,
Hallo Ultima,
mir fällt auf, dass du in deinen Argumentationen, sobald du dich in die Ecke gedrängt fühlst, immer wieder betonst, dass du für die höchsten Stellen dolmetschst und daher die "eigentliche" Wahrheit kennst, wenn es um gewisse Details geht. Zudem hast du in deinem letzten Beitrag davon gesprochen, dass wir Übersetzer nichts anderes auf dem Kasten hätten als "Vermutungen und simple Google-Recherchen".
Warum soll das Dolmetschen für höchste Kreise etwas Besseres sein als das Übersetzen türkischer Verordnungen, türkischer Gerichtsurteile, türkischer Verträge und türkischer Abkommen ins Deutsche? Wieso behauptest du hier immer wieder, dass der Wissens- und Erfahrungsschatz von Kollegen, die das geschriebene Wort ins Deutsche übertragen, weniger wert sei als der eines Dolmetschers? Ich hatte immer gedacht, es sei das geschriebene Wort, das am Ende zählt, nicht das gesprochene. Oder haben also all die türkischen Richter, Fachanwälte, Sachverständigen und Notare, deren geschriebenes Wort ich jahrein jahraus ins Deutsche übersetze, alle null Ahnung von der Materie? Sitzen die auch alle nur hirnlos rum und schreiben irgendwas von Google ab?
Lieber Ultima, mit dem von dir immer wieder heruntergekurbelten Argument "Ich dolmetsche für die höchsten Kreise (und weiß daher alles besser als ihr)" erreichst du genau das Gegenteil dessen, was du dir wünschst, nämlich Ablehnung und Empörung.
Dolmetschen und Übersetzen sind zwei völlig unterschiedliche Dinge. Was du in deinem Job mitkriegst und ich in meinem, kann man nicht miteinander vergleichen. Dein Job und meiner ergänzen sich gegenseitig. Dein Spezialwissen aus deiner Dolmetschtätigkeit und meines aus dem Übersetzen erweitern sich gegenseitig. Ich sehe da also nur Bereicherung. Du aber erzeugst immer ein Gefühl des Wettstreits und der Konkurrenz, indem du mit deinem obigen Totschlagargument arbeitest.
Außerdem hast du dir oben selber widersprochen, indem du in einem Atemzug zwei Dinge geschrieben hast, die sich gegenseitig ausschließen: Am Anfang schilderst du deine einzigartigen Erfahrungen und Informationsquellen als Dolmetscher, und zwei Zeilen später schreibst du, es gehe dir nicht um Überlegenheit und Besserwisserei. Was ist es denn aber sonst?
Ist es wirklich deine ehrliche Überzeugung, dass wir Übersetzer null Ahnung haben, immer nur Vermutungen anstellen, immer nur von Google abschreiben? Wo ist dann bitteschön dein Vertrauen in uns? Du erwartest, dass wir dir vertrauen sollen, vertraust uns aber kein bisschen und stellst uns und die schriftlichen Urkunden, auf die wir uns hier berufen, als wertlos und dumm dar.
Bitte akzeptiere endlich, dass es im Leben fast immer mehrere Wahrheiten gibt, nicht nur eine. Ich musste das auch schon desöfteren einsehen. Es kam hier im Forum immer wieder vor, dass mehrere Leute ganz unterschiedliche Argumente bringen, sich am Ende aber herausstellt, dass sie alle recht hatten. Und bitte akzeptiere, dass deine Erfahrungen und unsere nicht miteinander konkurrieren, sondern sich gegenseitig ergänzen.
Konuya bir nokta koyabilmek için aşağıdaki "beyan örneğini" okumak yeterli olacak sanırım: :)
TERCİHLİ MENŞE STATÜSÜNE SAHİP ÜRÜNLERE İLİŞKİN TEDARİKÇİ BEYANI
Aşağıda imzası bulunan ben, faturada belirtilen ..........tanımlı eşyanın
..........de üretildiğini ve
..........
..........
.......... ile tercihli ticareti düzenleyen menşe kurallarına uygunluğunu beyan
ederim.
İstenildiğinde, gümrük idaresine bu beyanı destekleyecek tüm kanıtları sağlamayı taahhüt ederim.
.......... ..........
..........
I. the undersigned, declare that the goods listed in this invoice ..........were
produced in .......... and satisfy the rules of origin governing preferantial trade
with
..........
..........
..........
I undertake to make available to the customs authorities any further supporting documents they require.
..........
Not: Aşağıdaki dipnotlara uygun olarak doldurulan kutu içerisindeki metin, tedarikçi beyanını oluşturur. Dipnotlar beyanda tekrar edilmez.
(1) Faturada yer alan eşyanın sadece bir kısmı söz konusu ise, bunlar açıkça gösterilmeli veya işaretlenmelidir. Beyandaki gösterim şu şekilde yapılmalıdır: "Faturada gösterilen ve .......... ile işaretlenen, .............................. [eşya tanımı], .......... [Ülke]'de üretilmiştir." Fatura veya ekleri dışında bir belge kullanılırsa, "fatura" kelimesi yerine ilgili belgenin adı belirtilir.
(2) Türkiye, Topluluk, Topluluk üyesi ülkeler veya Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu Sistemi'ne dahil diğer ülkeler. Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu Sistemi'ne dahil diğer ülkelerde düzenlenmişse, menşe ispat belgesini elinde bulunduran gümrük idaresi, idarenin referans numarası ve mümkünse gümrük beyannamesi numarası belirtilir.
(3) İlgili ülke veya ülkeler
(4) Tarih ve yer
(5) İmza sahibinin adı ve firmadaki pozisyonu.
(6) İmza
Nein, mit "Bla bla" meinte Ultima seinen eigenen Text, den er in der Zwischenzeit gelöscht hat, weil ihm bewusst wurde, dass das Elitedenken ganz und gar nicht der richtige Weg ist.
Ich kann's nur immer wieder betonen: Man lernt in diesem Forum mehr über sich selbst und über die Menschen an sich als wahrscheinlich irgendwo sonst auf der Welt. Und ganz nebenbei entwickelt man sich auch fachlich und beruflich weiter, völlig unabhängig davon, ob man eher Fragen stellt oder eher nur welche beantwortet. Was meint ihr, wie oft ich wegen einer vermeintlich "doofen" Frage, die ich mal schnell beantworten wollte, ganz unerwartet neue Dinge gelernt oder mich an wichtige Sachen erinnert habe, die ich schon längst vergessen hatte?
Was ich in den vergangenen 13 Monaten, die ich hier nun schon im Forum bin, erlebt und gelernt habe, kann man nur als Quantensprung nach vorne bezeichnen, sowohl was meine Allgemeinbildung, mein Vokabular und meine Übersetzungstechnik betrifft als auch hinsichtlich meiner ganz persönlichen Entwicklung und im Hinblick auf den respektvollen Umgang mit Menschen, denen ich helfe (und umgekehrt).
Man braucht eigentlich nur die Augen zu öffnen, dann wird man sofort erkennen, dass dieses Forum ein ganz besonderer Ort ist, wo es nicht nur um die Verbreitung von konzentriertem Sprachwissen und unschätzbar wertvollen Informationen geht, sondern wo man ganz nebenbei auch noch Lektionen in Demut, Dankbarkeit und Menschlichkeit erhält und Tag für Tag eine kleine Portion Weisheit erlangen kann.
Glaubt mir: Es sieht vielleicht manchmal nicht danach aus, aber unter all jenen, die hier aktiv sind, gehöre ich auf alle Fälle zu denen, die am meisten von dem profitieren, was hier im Forum geschieht und geschrieben wird. Und da ich Ultima Ratio ja auch privat ein wenig kenne, weiß ich, dass es bei ihm nicht anders ist. Er muss nur noch ein klein wenig am Thema Demut arbeiten (ähnlich wie ich!), dann habt Ihr irgendwann von unserer Seite aus keinerlei Starallüren mehr zu befürchten - versprochen! :)
Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.