Einschleusen / Einschleusung von Ausländern
Ich hab' hier einen Haftbefehl, in dem einem türkischen Lkw-Fahrer " Einschleusen (Einschleusung) von Ausländern " zur Last gelegt wird. In diesem Zusammenhang fiel mir spontan der Begriff " göçmen kaçakçılığı " ein, den ich öfters mal gelesen hatte. Dazu aber erst mal die folgenden wichtigen Infos:
Wikipedia: Einschleusung (von Ausländern)
Türk Ceza Kanunu (Madde 79): Göçmen Kaçakçılığı ...
Für mich sieht's so aus, als hätten wir hier mit diesen Begriffen eine totale Übereinstimmung zwischen deutschem und türkischem Strafrecht und somit die richtige Übersetzung (egal in welche Richtung man übersetzt). Oder gibt's andere Vorschläge?
Antworten (6)
Abschnitte aus früheren Übersetzungen + Notizen:
Ermittlungsverfahren wegen gewerbs- und bandenmäßiges Einschleusens von Ausländern = ticari amaçla ve çete halinde faaliyet göstererek yabancıları kaçak olarak ülkeye sızdırma suçu şüphesine dayalı soruşturma
göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçları | The crimes of the smuggling of migrants and the trafficking of people | die Straftaten von Einschleusen von Ausländern und Menschenhandel.
Yabancıları kaçak olarak ülkeye getirme (suçu) = Einschleusen von Ausländern (Straftat)
Ich habe bisher "kaçak olarak ülkeye (oder auch: Almanya'ya) getirmek" auch immer als Übersetzung von "einschleusen" benutzt, sofern dieses Wort mitten im Text vorkam. Aber für den Tatbestand der Einschleusung wollte ich endlich mal eine ordentliche, offizielle Übersetzung haben, und die haben wir ja jetzt: göçmen kaçakçılığı
Merhaba Jon,
''Ausländer'' kelimesini göçmen olarak alırsan olabilir ama her Ausländer i "göçmen'' olarak tanımlarsak yanlış yapmış oluruz gibi geliyor bana.
Göçmen kelimesini bir kavram olarak ele alırsak ve butarafından bakarsak olaya, yabancı birisine verilen bir hak nedeniyle
o yabancı göçmen statüsüne geçer diye anlıyorum ben.
Vorschlag:
Yabancı uyruklular kaçakçılığı
Saygılar
Merhaba Güner;
"Göçmen kaçakçılığı" kavramının kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Bkz. yukarıda linkini vermiş olduğum Türk Ceza Kanunu 79. maddesinin metni:
İKİNCİ BÖLÜM
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti
Göçmen kaçakçılığı
Madde 79 - (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;
a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan ,
b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlayan,
kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
[..........]
... her Ausländer i "göçmen''olarak tanımlarsak
yanlış yapmış oluruz gibi geliyor bana.
Yanlış yapmış olmayız, zira "göçmen" kavramı uluslararası yazışmalarda ve kanun metinlerine bağlam içinde kullanılan bir "Terminus Technicus" haline gelmiştir.
Lütfen yukarıdaki açıklamamı (altı çizili yerleri) tekrar okuyunuz!
Türk yasa koyucunun TCK'nun yukarıda görülen 79. maddesindeki terimleri kullanmış olmasının bir hata olmadığını kabul edersek, başka bir ülkeye giriş yapan, bu ülkede yaşamak isteyen kişilere "göçmen" denir. Yetkili makamlara başvurarak belli bir hak veya statü (geçici veya süresiz ikamet izni/hakkı) kazanmak isteyenlere de "sığınmacı" (eski: mülteci) denir bence. Oturma hakkını kazanmış olup burada yaşayanlar hakkında ise, Almanya'da sakıncalı sözcüklerden biri olan "Ausländer"'in yerini "...... mit Migrationshintergrund" (göçmen kökenli ....) kavramı almıştır. Türk Ceza Kanununda bile "göçmen" ve "yabancı" sözcüklerinin eşanlamlı kullanılıyor olmasına karşın bu yasa maddesinin başlığında "yabancılar / yabancı uyruklu insanlar" yerine "göçmen" teriminin tercih edilmiş olması, en başta çağdaş medya dilinin ve devletler arası ilişkilerden doğan etkileşimlerin de etkisi altında, hem Almanya'da hem de Türkiye'de bu tür yeniliklerin gündemde olduğunu (ve olmaya da devam edeceğini) gösteriyor.
Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.