abblitzen

Rubrik: Übersetzungen vom Deutschen ins Türkische · 9 Beiträge ·

Ayten

Sie (die anderen Studenten) hatten bald begriffen, dass sie abblitzen würden. Ich war ein Außenseiter und ein Streber.

Antworten (8)

Ayten

Vielen Dank Hr. Prof. Dr. Rumpf. Ihre Übersetzungen sind gut, allerdings würde aralarina almiyacaklarini anladilar oder onlarin arasinda yeri olmadigi passt denke ich besser. Denn sonst müsste doch der Satz heißen: Sie hatten bald begriffen, dass sie mich abblitzen würden, oder was meinen Sie? Irre ich mich?

Jon

Die Redewendungen lauten:

jemanden abblitzen lassen = istemediğiniz birini veya kabul etmediğiniz bir isteği geri çevirmek; yaklaşan birini başından savmak/istediği şeyi vermemek/reddetmek

Ich wollte mit ihr zu dieser Party gehen, aber sie hat mich in letzter Sekunde abblitzen lassen .

bei jemandem abblitzen = belli bir şey için başvurduğunuz kişi tarafından geri çevrilmek

Ich wollte mit ihr zur Party gehen, bin dann aber leider bei ihr abgeblitzt .

bei jemandem mit etwas abblitzen = belli bir isteğinizin reddedilmesiyle karşı karşıya kalmak

Der Asylbewerber ist mit seinem Einbürgerungsantrag bei der Stadt Bielefeld abgeblitzt .

Ayten

Hallo Jon,

ich merke, dass ich noch viel zu lernen habe. Diese o.g. Redewendungen muss ich erstmal richtig beherrschen. Hast Du vielleicht ein Rat für mich, wie ich Redewendungen am einfachsten lernen kann. 8-)

Levent

Türkçemizde Fransızca "refuser" kavramından alıntı olan refüze etmek / edilmek kavramı vardır.

Sözlüklerde az rastlanan bir sözcüktür ama, Istanbul Türkçesinde yaygın biçimde kullanılır ve edebiyatımızda yer etmiştir.

Öncelikle kadınların erkekleri reddetmesi bağlamında, "refüze etti", ""refüze oldum", "refüze edildim" şeklinde kullanılır.

Uzun yıllardır hazırladığım sözlüğümde "refüze" kavramı karşılığında şunlar kayıtlı:
refüze etmek
ablehnen, zurückweisen, ausschlagen, nicht annehmen, abschlagen, abweisen, eine Abfuhr erteilen, einen Korb geben, fortschicken, wegschicken; (ugs.): abblitzen lassen, abwimmeln, den Laufpass geben, die kalte Schulter zeigen

Bence aradığınız karşılık bu.

Cümleyi, ... diğer öğrenciler refüze edileceklerini kısa zamanda kavramışlardı ... şeklinde çevirmeyi deneyeblirsiniz.

Not:

Günlük yaşamda, akademik çevrelerde, iş çevrelerinde konuşulan İstanbul Türkçesinde her ne kadar özellikle İngilizceden alınma bazı yeni söyleyiş biçimleri görülüyorsa da, bu durum geçen yüzyıl başlarında teknik ve edebiyat alanında Fransızcadan; Osmanlı'nın daha eski dönemlerinde hukuk, idare ve sanat alanlarında Arapçadan, Farsçadan dilimize geçen kavramların artık kullanılmadığı anlamına gelmez. Dile yerleşmiş, kullanımı yaygınlaşmış sözcüklerin anlamları geniş kitleler tarafından daha iyi anlaşılır ve hissedilir (Muttersprachengefühl). Önerdiğim Türkçe kavramlar Almanya'da yetişmiş genç kitleye "yabancı" gelebilir ama, Türkçe yönlü çevirilerde Türkiye Türkçesini göz ardı etmemek de yanlış olmaz.

Jon

Merhaba Levent,

Fransızcada günlük yaşamda sıkça kullanılan "refuser" gibi on binlerce fiil daha var. Bahsettiğin sanatçı ve akademik çevreleri bu kelimeleri rastgele alıp istanbullaştırmaya devam ettikleri zaman Türkiye Türkçesi, "Anglizismen" tipi fantezi sözcükleriyle kaynaşarak tam bir keşmekeş haline gelmiş olan günümüz Almancasından daha da beter olacak bence.
Şayet Fransız Türkçesini savunan İstanbullular bu görüşüme katılmıyorlarsa işte benden sizlere bir hediye:

"Çağdaş İstanbul Türkçesi" 2015 yılı baskısından:

aksepte etmek = kabul etmek
Hayır, asla aksepte edemem!

komprande etmek / komprandetmek = anlamak, kavramak
Bunu komprandetmek o kadar da zor değil ki!

birini afronte etmek = karşı koyarak gönlünü kırmak
Onu çok fena afronte ettiğini aksepte etmelisin, abi.

plezant = hoş
Ayy, ne kadar plezant bir çocukmuş!

birini diskülpe etmek = haklı çıkarmak, suçsuz olduğunu iddia etmek
Gördün mü? Kadıncağız tüm plezantlığıyla seni diskülpe etmeye çalışıyor.

seşofe olmak = kızmak
Baksana, adam bana bayağı seşofe olmuş, acaba onu afronte ettim diye mi?

satriste olmak = üzülmek
Kızım, senin satriste olmanı hiç istemem. Bunu komprande etmediğin sürece plezantlığına da geri kavuşamazsın.

rökonesan olmak = minnettar olmak
Bacımın size ne kadar rökonesan olduğunu er geç aksepte edip komprande edeceksiniz!

birini anviye etmek = kıskanmak
Beni anviye edip afronteselliğini aksepte edemeyen, aynı zamanda diskülpasyon bahanesiyle satristiksel bir rökonesanslığa başvuran non-plezant tiplere son derece şöşofe olduğumu herkes bilir!
(Eklediğim yazım hatalarını da fark ettiyseniz bu işin 2020 yıllarında nereye varmış olacağını anlamışsınızdır!)

Devamı yarın bu gazetede! :)

Levent

Hmmm! ve bir daha Hmmm!

Ben Istanbul Türkçesi derken, Çetin Altan'ın Türkçesini kastediyorum.

Örnekler çok hoş ama tepenin "ekşi sözlük" yamacından.

Çağdaş Istanbul Türkçesi örneklerinin belirli aralıklarla devamı gelirse sevinirim.

Ölçülü olmak her zaman iyidir de, dünden beri "refüze"den başka aynı değerde diğer bir kelime gelmiyor aklıma. Sanki Ayten'in cümlesine "cuk" oturdu gibi.

Eğer önerimi kabul etmeyip beni refüze ederseniz, benim de "abblitzen" kavramına karşılık olarak "reddedilmek, geri çevrilmek, kabul edilmemek (<-Meydan Larousse) ve yerine göre "duvara çarptırmak" sözlerini önermekten başka çarem kalmaz.

Jon

"plezant"tan daha iyilerini bulup günlük dile yerleştirmek çok zor olacak. Dolayısıyla bu misyonu, evsahipliği hakkını haiz İstanbullulara bırakıyorum. ;)

Levent

Teveccühünüz efendim!
B)

Im Forum mitdiskutieren → Antworten, Danke-Klicks und eigene Beiträge gibt es in der DasSözlük-App.

Passende Einträge im Wörterbuch

Weitere Themen zu diesen Wörtern